Paraşütlü Rüzgar Sörfü Nedir?

İnsanlar arasında paraşüt sörfü olarak adlandırılan bu sporu yapanları ingilizcesinden hareketle kitesurf Türkçesi uçurtma sörfü olarak isimlendiriyorlar…

Rüzgar sörfünün yanı sıra son zamanlarda iyice rağbet görmeye başlayan “uçurtma sörfü” veya “kitsurf” veya “kiteboarding” olarak da isimlendirilen sporla hem uçabilir hem de suyun üzerinde kayarak sörf yapabilirsiniz.

Basitçe kitesurf, bir çeşit paraşüt veya uçurtmanın suyun üzerindeki sörf tahtasını çekerek kaydırmasıdır.

Yine rüzgar kontrolüne dayalı bir board sporu olan kiteboarding, windsörfü andırıyor, sadece ekipmanı farklı diyebiliriz. Ve kiteboarding için 8 deniz mili rüzgâr yeterli olurken windsurf için çok daha fazlası gerekiyor.

Kitesurf akrobatik hareketlerle birleştiğinde görsel bir şölene dönüşüyor. Başlangıçta nelere ihtiyacım var? diye soracak olursanız; kite (uçurtma-paraşüt) denizin üzerinde rüzgârın etkisiyle hareket edilmesini sağlıyor. Ve paraşüt veya uçurtmanın suyun üzerinde çekerek kaydırdığı sörf tahtası. Bu kite sörf tahtası rüzgar sörfü tahtasına göre çok daha kısa çok daha ensiz; dolayısıyla çok daha küçük….

Maksat suyun üzerinde kaymaksa; tahtanın önemi yok deyip geçelim…

Rüzgarımız bol, her şey gönlümüzce olsun 😉

Marmaris’li Sörfçülerin Rüzgarın Keyfini Çıkardı

Muğla’nın Marmaris ilçesinde, 30 kilometre hızla esen rüzgarı fırsat bilen sörfçüler, uçurtma ve rüzgar sörfü yapmanın keyfini çıkardı.

Sporcular her sene olduğu gibi anın keyfini çıkartırken, sahilde yürüyüş yapan ve banklarda oturan vatandaşlar görsel şölen sunan sörf tutkunlarının fotoğraflarını çekerek sosyal medyada paylaştı.

İlçe merkezinde, rüzgarla birlikte yükselen dalgaları gören sörf tutkunları, Atatürk Caddesi’ndeki Belediye Halk Plajına ve ilçeye 11 kilometre mesafedeki İçmeler Mahallesi’ndeki Altın Sahile akın etti.

Aralarında doktor, avukat, mühendis ve öğretmen gibi çeşitli mesleklerden kişinin bulunduğu 14 kişi, kendilerini rüzgara bırakıp, uçurtma ve rüzgar sörfü yapmanın keyfini yaşadı. Hızı saat 30 kilometreyi bulan rüzgarda metrelerce yükseğe çıkan dalgalar arasında sörf yapanlar, zaman zaman yürekleri ağza getirdi. Sörf yapanlar nedeniyle, ilçe körfezinde renkli görüntüler oluştu. Sahilde yürüyüş yapan ve banklarda oturanlar da görsel şölen sunan sörf tutkunlarının fotoğraflarını çekip, sosyal medyada paylaştı.

Uçurtma sörfü yapan Doktor Cüneyt Özcan, “Çılgınlık işte. ‘Evde oturmayayım, deniz candır güzeldir ve değişiklik olsun’ dedim. Anın keyfini çıkartıyorum” dedi.

Kuzey Denizinde Uçurtma Sörfü

Kuzey Denizi sahilindeyim. Yağmuru yeni dinmiş, serin, nemli ve kasvetli bir havada, kül rengi göğün altında uçurtma sörfü için rüzgârın oturmasını bekliyorum. Sabah yirmibeş deniz mili esen güney batılı rüzgâr yorulmuş. Uçurtma sörfçüsü birkaç arkadaşımla, plaj restoranının camından bakıyoruz, gözümüz ikide bir Zandvoort sahilinin çamur rengi serin sularında.

Deniz şaha kalkmış, hırçın görünümlü… Daha dün bu deniz değil miydi karşımızda usulca parıldayan… Sığ Kuzey Denizi’nde dalga periyotları kısa ve frekansı ise düzensiz. Farklı bir parkurda sörfe çıkmadan önce denizi gözlemlemek ve dalgaları okumak şart. Birinci kuralı hatırlayalım; deniz ile doğaçlama oynanmaz.

Rüzgârın telaşı da bizim telaşımız gibi zaman geçtikçe daha artıyor. Köpüklü sular, 3 metreyi bulan dalgalar biraz sonra bizler için eğlenceli bir su parkına dönüşecek. Bugüne değin uçurtma sörfüne dair ne kadar deneyim edindiysem bu parkurda kullanmam gerek. Heyecanlı hatta belki de biraz gerginim. Suyun sıcaklığı ise yazın sonuna doğru 20 dereceye yaklaşıyor. Dışarısının sıcaklığı 19 derece olduğundan fazla üşümemek adına biraz kalın olsa da 5/4 mm kalınlığındaki balıkadam dalış giysisi tercih ediyorum.

Uçurtma sörfü tutkunlarının havada birer kelebek gibi süzülen rengârenk uçurtmaları, fırtınaya rağmen sahile canlı bir atmosfer kazandırmış. Deniz ile kucaklaşmaya hazırım. Teker teker uçurtmalarımızı kaldırıp, sörf tahtalarımızı ellerimize alıyoruz. Paslı sarı renkteki kadifemsi kumların üzerinden denize doğru adımlarımı sıklaştırıyorum. Aceleci ayaklarım rüzgârın savurduğu kum taneciklerinin hedefinde. Uçurtmama dolan sağanak rüzgâr ile ayaklarımın dibine vuran deniz aynı ana denk geliyor. Çevreme bakıyorum, waterstart (sudan yapılan kalkış) için uygun bir anı seçiyorum. En az doksan dakika sürmesini planladığım mutluluğun başlangıcı, işte tam da bu an. Sözcüklerle anlatılması zor bir his… Suda aniden beliren köpüklere doğru hızlıca kaymak ve ardı arkası kesilmeyen dalgaları birer birer aşmak… Nihayet suyun üstündeyim ve sahilden hayli uzaklaştım. Karaya dair ne varsa hissettiğim, şimdilik geride kaldı. Asıl olan şu anda sadece ben ve deniz.
Denizi seviyorsan…

Dalgalar 3 metreye kadar yükseliyor, bazıları kırılıyor bazıları kırılmadan yoluna devam ediyor. Zamanlamayı doğru yapamazsam dalga üzerime kırılır. Korkulacak bir durum yok. Kuzey Denizi dalgaları Güney Afrika’ya kıyasla çok daha insaflı. Sonuçta oynadığımız oyunda, kuralları koyan üstadın kim olduğu belli. İşte büyük bir dalga geliyor! Hızım dalgayı aşmaya yetecek mi? Sanmıyorum… Kabaran deniz ile gökyüzü birleşiyor ve her yanımı sarıyor. Dalga şiddetle üzerime kırılıyor, içinden çıkan beyaz köpükler her yanımı sarıyor. Suyun içinde dönüyorum. Ne tuhaf! Arada bir gördüğüm manzara deniz mi gökyüzü mü? Şu ileride beliren büyük dalga bari biraz önceki gibi üstüme kırılmasa da, biraz soluklanmama müsade etse. Suyun içinde beklerken dalgalar ne kadar göz korkutucu, hepsi birer birer duvar gibi üzerime kapanıyor. Bunca şey anlık olup biterken ‘’umarım uçurtmam suya düşmez’’ diye içimden geçiriyorum. Yarım dakikada içinde bulunduğum durumdan beni çekip çıkaran yine havada asılı duran biricik uçurtmam oluyor. Tekrar suyun üzerinde dalgalar ile dans etmeye devam ediyorum.

Ruhum deniz üzerinde daha fazla vakit geçirmek istiyor ancak kaslarım beynimden gelen komutlara tam zamanında karşılık veremeyecek kadar yorgun. Artık sörf seansını bitirme zamanı. Zaman büyülü bir çabuklukla geçmiş. Dalgalar ile boy ölçüşüp boyumun ölçüsünü de almışım, önüme duvar gibi örülen dalgaları tam yerinde bir hamleyle dize getirmişim de. Tıpkı hayattaki gibi.
Sınırlarımı zorladığım seans sonunda yaşamımı renklendiren minnet dolu bir mest olmuşluk hali yaşarken, Friedrich Nietzsche’nin dizeleri hatırımda. “Denizi seviyorsan dalgaları da seveceksin, uçmayı seviyorsan düşmeyi de seveceksin.’’

elifgunsel@yahoo.com

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/pazar_yazilari/1569279/Kuzey_Denizi_nde_sorf.html adresinden alınmıştır

Gökçeada’da Sörf Yapmak Harika

Türkiye’nin 297 kilometrekarelik yüz ölçümüyle en büyük adası konumundaki “sakin şehir (cittaslow)” unvanına sahip Gökçeada, sörf tutkunu yerli ve yabancı çok sayıda turistten ilgi görüyor.

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesi, doğal ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra son yıllarda adını “windsurf” ve “kiteboard” gibi rüzgar sporlarında duyuruyor.

İstanbul ve İzmir başta olmak üzere birçok kentten yerli turistin ziyaret ettiği Gökçeada’yı, Bulgaristan ve Romanya gibi Balkan ülkeleri ve Avrupa’dan sörf tutkunu yabancılar da tercih ediyor.

Aydıncık bölgesine kamp kuran sörfçüler, erken saatlerden itibaren rüzgarın da etkisiyle sahil bölgesinde adeta yer çekimine meydan okuyor.

Aydıncık’ta sörf okulu bulunan eğitmen Volkan Günel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gökçeada’ya 30 yaşında geldiğini anlattı.

Gökçeada’da Rüzgar Sörfü Kitesurf (Uçurtma Sörfü) Yapmak Harika

Günel, “İstanbul’da Kilyos sahilinde sörf okulum vardı. Burayı, rüzgarını, arazi şartlarını merak ediyordum. Görünce aşık oldum. Gökçeada’nın rüzgarı ve doğası çok iyi. İstanbul’dan buraya gelince sörf okulu açmaya karar verdim.” dedi.

Okulu açtıktan sonra sörfe her geçen yıl artan ilgiyi gördüklerini dile getiren Günel, “Kiteboard çok güzel bir spor. Havada bir uçurtma var, siz denizin üstünde onu kontrol ederek, zıplayıp uçuyorsunuz. Dalga sörfü, bungee jumping, snowboard gibi birçok sporu barındıran bir spor olduğu için bunlarla beraber kendinizi çok özgür hissediyorsunuz. Aynı zamanda çok renkli, görür görmez istediğiniz bir spor.” diye konuştu.

Türkiye’nin her yerinden Gökçeada’ya sörf yapmaya gelenlerin bulunduğuna dikkati çeken Günel, “Adana, İzmir, Bursa, Ankara gibi her yerden geliyorlar. Yurt dışından buraya genelde Romanya, Bulgaristan, Almanya, Fransa, Avusturya’dan gelenler var. Normal bir turizm sezonu 2-3 aysa maksimum, kitesurf 12 ay yapılan bir spor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul’dan Gökçeada’ya gelen 13 yaşındaki Ozan Timur da yeni başladığı sörfün çok eğlenceli ve aksiyonu bol bir spor olduğunu dile getirdi.

Beden eğitimi öğretmeni Cengiz Akaçık ise Gökçeada’yı 2011’de keşfettiklerini anlatarak, “O günden beri bütün tatillerimizi buraya göre organize ediyoruz. Bütün bir yıl, buraya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Kitesurf için buradayız. Çok güzel bir ada. İnanılmaz, cennet gibi bir mekan. Burada daha çok yabancı turist görüyoruz.” dedi.

İngilizce öğretmeni Tuğba Armağan, 3 yıldır kitesurf yaptığını ve bu spora kolay alıştığını söyledi.

“Gökçeada bizim için önemli”

Bulgaristan’dan gelen Zlatina Goranova, “Kiteboard yapmayı bana eşim öğretti ve çok seviyorum. Gökçeada bizim için önemli bir alan. Adayı ve Türkiye’yi çok seviyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bulgar sörfçü Vladimir Goranov ise Gökçeada’nın denizinin sıcak ve güzel olduğuna işaret ederek, “Her yıl buraya gelerek iki ay kalıyoruz. Gökçeada çok güzel. Sörf için aradığımız bir adres. Dünyanın en güzel rüzgarı burada.” diye konuştu.

İstanbul’da Rüzgar Sörfü Eğitimi Kursu /  Windsurf İstanbul Kursları Telefon 0532 5413745